Uçak Kazası Raporu

Arkanıza yaslanın. Bu yazımda sizlere uçak kazası raporu serisinin tamamını defalarca izlemiş biri olarak, en etkilendiğim uçak kazalarını ve nedenlerini yazacağım.

Her uçak kazası meydana geldiğinde uçak endüstrisi bu kazalardan ders çıkarıp uçakları tamamen güvenli hale getirmeye çalışırlar. Günümüzde havacılık hala en güvenli ulaşım aracıdır.

Helios Uçuş 522 Yunan havacılık tarihinin en büyük uçak felaketlerinden biridir. Her uçak, havadayken biz rahat oksijen alabilelim diye, içeriye basınçlı oksijen verir ve uçak balon gibi şişer. 

Yer hizmetleri mühendisleri uçak yerde iken, uçağın basıncını kontrol etmek için ALTN anahtarını manuel‘e getirip uçakta herhangi bir basınç kaybı var mı diye kontrol eder. 
Ancak mühendisler kontrolden sonra, anahtarı tekrar Manuel‘den Auto‘ya getirmeyi unuturlar

Pilotlar saatler sonra kokpite girdiklerinde bu anahtar hala manuel‘dedir ve bunu gözden kaçırırlar. Uçak havalandıktan bir süre sonra atmosfer incelmeye başlar ve oksijen maskeleri düşer. 

Bu tip durumlarda uçak hemen alçalmaya geçer. Ama dakikalar geçmesine rağmen Helios tırmanmaya devam eder. Pilotlar çoktan bilinç kaybı yaşayıp hipoksiye girmişlerdir.Uçağın içinde bulunan deneyimli kabin personeli Prodromu pilotlarla telefon ile bağlantıya geçmeye çalışır ama bir cevap alamaz.

Duruma müdahale etmek için oksijen maskesini çıkarıp yerinden kalkarak kokpite gitmesi gerekir. Boeing 737 tipi uçaklarda kalan son oksijen, düşen oksijen maskelerindedir.

Uçakta kabin ekibi dahil tüm personel hipoksinin etkisi altına girmiştir. Prodromu hariç. Prodromu yolculardan kalan hava maskelerini kullanarak ilerlemeyi başarır. 

Yunanistan, kendisine doğru gelen Hayalet uçağa karşı, bunun bir terör saldırısı olabileceğini düşünerek 2 yunan jetini uçağın yanına yollar.

Yunan jetleri uçağın çağrılara yanıt vermediğini anlayınca yakın temasa geçip uçak ile bağlantı kurmaya çalışır. Ama yanıt alamazlar.

Çünkü telsiz Larnaka’ya, yani uçağın kalkış yaptığı havaalanı’na ayarlıdır. Prodromu hem hipoksi ile mücadele etmeye çalışır, hem de uçağı kullanmaya çalışır.

Ancak uçağı kullanmayı başarsa bile artık çok geçtir, çünkü helios 522 havada fazla kalmıştır ve yakıtı tükenmiştir. Bu kaza 121 kişinin canına mâl olmuştur.

Birgen hava yollarına ait 301 sefer sayılı uçak pistte harekete geçer, 80 knot a geldiğinde yardımcı pilot kaptan pilot’a 80 knot işaretini verir, o noktada kaptan pilot kendi göstergesinin de 80 knot olduğunu doğrulamak zorundadır.

Ancak kaptanın göstergesi 30 knot u gösterir. Uçak 80 knot ı geçtiğinde pilotlar uçağı ya hemen durdurmalı, ya da havalanmak zorundadırlar.

Kaptan pilot Erdem ve yardımcı pilot Aykut Gergin 150 knot a geldiğinde uçağı kaldırmayı ve Y.Pilot Aykut’un göstergesiyle uçmayı tercih eder.

Uçak havalandıktan saniyeler sonra kaptan Erdem’in göstergeleri çalışmaya başlar. Kalkıştan 1.30 dakika sonra oto pilot devreye girer. Saniyeler sonra uçak ‘aşırı hız‘ uyarısı verir. Kaptan pilotun göstergesi aşırı hızlı, yardımcı pilotun göstergesi ise normal seyir hızını gösterir.

Dakikalar sonra yardımcı pilotun göstergesi uçağın çok düşük hızda seyrettiğini göstermeye başlar. Kaptan’ın göstergesi ise uçağın çok hızlı olduğunu gösterir; 325 knot. Yani saatte yaklaşık 600km/h.

Kaptan Erdem sonunda uçağın istediğini yapmaya, uçağı yavaşlatmaya karar verir. Ancak bu ölümcül bir karardır. Uçak levye titreşim uyarısı verir. Bu, uçağın motorunun durmak üzere olduğunu gösterir.

Uçak levye titreşim uyarısı verdikten sonra, burun havaya kalkık bir şekilde düşmeye başlar. O dakikadan itibaren pilotların artık yapabilecekleri pek bir şey yoktur. Yapmaları gereken uçağın burnunu hemen indirip hız kazanmaktır.

Ancak pilotların tüm çabalarına rağmen birgen havayollarına ait 301 sefer sayılı uçak santa domingo radar ekranından kaybolur.

Tüm bunların sebebi ise pitot tüpleridir. Pitot tüpleri, uçak ileri gittikçe pitot tüpü içerisine giren basıncın artması, kokpit üzerindeki hız ibresinin hareket etmesini sağlar.

Prosedürlere göre bu tüpler uçak angar da iken koruma bantlarıyla kapatılır. Bu uçuştan önce teknisyenlerin koruma bantı kullanmadığı öğrenilir. Dedektifler, bir şekilde kaptan pilotun pitot tüpünün tıkandığı varsayımına ulaşırlar.

Oysa uçuşun başından beri Yardımcı pilot Aykut Gergin’in hız göstergesi doğruyu göstermiştir. Bu kaza 189 kişinin canına mâl olmuştur.

Mucize’nin gerçekleştiği o efsane gün. Tarihler 15 Ocak 2009’u gösterirken New York Hudson Nehri’nde büyük bir mucize yaşanır. UsAirways’e ait Airbus A320 tipi uçak, LaGuardia Havalimanı’ndan kalkışından hemen sonra yaklaşık 3000ft ‘te kuş sürüsüne girer.

Her biri 15-20 kilogram ağırlığındaki Kanada kazları, A320’nin iki motorunun da durmasına neden olur. İçinde 155 yolcu ve mürettebat bulunan, 78 ton ağırlığındaki uçak, adeta motorsuz hava taşıtı ‘planör’ haline gelmiştir.

Pilotlar uçağın motorlarını tekrar tekrar çalıştırmayı dener fakat işe yaramaz. Kule LaGuardia havalimanında ki tüm kalkışları iptal eder. Ancak pilotların oraya dönebilecek kadar irtifaları yoktur.

1549 sefer sayılı A320’nin tek kurtuluşu Hudson Nehri’ni yapacağı iniştir. Kaptan Chesley Burnet ‘Sully’ Sullenberger, zor bir karar verir ve telsizden kuleye “Hudson Nehri’ne ineceğiz” der. Kokpitteki ikazlar birbirine karışmış durumda iken Kaptan soğukkanlılığını kaybetmeyerek Hudson nehrine başarılı bir iniş gerçekleştirir.

Kazada can kaybı yaşanmamıştır. Nehre inerken kamera kayıtlarına takılan görüntüleri sizlerle paylaşıyorum.



YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir